Afganistan'da kadınlara yönelik şiddete karşı mücadele edenler için kabus gibi bir haber geldi. Ülkenin yeni yönetimi, kadınlara yönelik fiziksel şiddetle ilgili olarak yürürlüğe giren yasalarla, kemik kırılmadığı sürece dövülmenin yasal hale geldiğini açıkladı. Bu durum, hem yerel hem de uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Afganistan'da, Taliban yönetiminin iş başına gelmesiyle birlikte kadın hakları ve cinsiyet eşitliği konularında yaşanan gerileme, toplumda derin yaralar açmaya devam ediyor.
Bu yasaların gerekçesi olarak, Taliban yönetiminin geçmişteki uygulamalarından esinlendiği öne sürülüyor. Taliban, 1990’ların ortasında Afganistan’ı işgal ettiğinden bu yana, kadınların toplumsal hayattaki rollerini kısıtlamış ve onlara yönelik şiddeti meşrulaştıran bir dizi yasa çıkarmıştır. Bugün ise, benzer bir zihniyetin devam ettiği ve bu tasarıların geçmişteki yasalarla bir bütün olarak düşünüldüğü görülüyor. Kadın hakları için mücadele edenler, bu üzücü yasanın, zaten zor durumda olan Afgan kadınlarının yaşamlarını daha da tehlikeye attığını belirtmekte.
Uluslararası toplum, Afganistan'daki kadın hakları ihlallerine karşı büyük bir kaygı taşımakta ve bu yeni yasayı kınamaktadır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve pek çok sivil toplum kuruluşu, özellikle de kadın hakları alanında çalışan dernekler, Taliban’ı bu yasayı geri çekmeye çağırdı. Ayrıca, Afganistan'daki durumun daha da kötüleşmesi, uluslararası toplumun tedarik zincirlerinden, insani yardımlara kadar birçok alanda zor duruma düşmesine neden olabilir.
Afgan kadınları, bu yeni durum karşısında cinsiyet eşitliği ve insan hakları mücadelesinde yalnızca kendi ülkelerinde değil, dünya genelinde destek aramaktadır. Ülkede faaliyet gösteren birçok kadın örgütü, bu yasaları kınamakta ve kadınların yaşadığı şiddete karşı toplumsal bilinci artırmaya yönelik çalışmalarına hız vermektedir. Aktivistler, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin son bulması için eğitim, farkındalık ve direnişin önemine vurgu yapıyorlar. Bu yasaların getirdiği belirsizlikler ve tehditler, kadınlarla birlikte erkekleri de hedef alabiliyor. Eğitimciler, sağlık çalışanları ve diğer meslek gruplarına yönelik baskılar, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini zayıflatma potansiyeli taşıyor.
Nihayetinde, Afganistan'daki kadınlara yönelik yasaların şekillendirilmesi, uluslararası ilişkilerin seyri üzerinde de etki yaratacak gibi görünüyor. Ülkeler, insan hakları konusundaki duyarlılıklarını ve Afganistan halkıyla dayanışmalarını daha da güçlendirecek adımlar atmak zorunda kalacaklar. Kadınların maruz kaldığı şiddeti önlemek ve insan onurunu korumak amacıyla ortak bir çaba sergilemek, yalnızca Afgan toplumu için değil, global ölçekte de kritik bir önem taşıyor. Şu anda, dünya genelindeki gözler Afganistan'da. Kadınlar için özgürlük ve eşitlik mücadelesinin kazanılması için gereken tüm adımlar, bugün değil yarın atılmak zorundadır.