Ateşkes anlaşmasının üçüncü gününde, Suriye’nin başkenti Şam'da tansiyon her geçen saat artıyor. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasındaki gerilim, Şam’ın kendilerine tanıdığı sürenin yarın dolacak olmasıyla birlikte, bölgedeki durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Gerçekleşen ateşkesin sürekliliği, taraflar arasındaki müzakerelerin sonucuna bağlı olup, tüm gözler şimdi bu kritik tarih üzerinde.
Ateşkes anlaşmaları, çatışmalı bölgelerde barışın tesisi için kritik öneme sahiptir. Suriye'deki iç savaş sürecinde yaşanan çatışmalar, milyonlarca insanın hayatını olumsuz etkilemiş ve ülkenin altyapısını büyük ölçüde tahrip etmiştir. Ateşkesler, insani yardımların ulaştırılması, sivil yaşamın normale dönmesi ve kalıcı barışın sağlanabilmesi açısından son derece önem taşımaktadır. Şu anda, Şam ve SDG arasındaki anlaşma, bir tarafın diğerini baskı altında tutma çabasıyla şekillendiği için istikrarı sağlayıp sağlayamayacağı konusunda soru işaretleri barındırıyor.
SDG, Suriye’nin kuzeyinde etkin bir güç olma yolunda ilerliyor ve bu nedenle hükümetle olan ilişkilerini dikkatle yönetmek durumunda. Hükümetin, SDG'ye tanıdığı zaman dilimi sona erdiğinde, iyileşen güvenlik durumunun başa çıkılamaz bir hale gelmesi ihtimali söz konusu. Birçok analist, bu durumun, ateşkese yönelik ihanet olarak değerlendirilebileceği ve şiddetin yeniden alevlenmesine yol açabileceği endişesini taşıyor. Şam yönetiminin, SDG’ye karşı nasıl bir tutum sergileyeceği, bölgedeki dinamikleri etkileyecek önemli bir unsur olarak göze çarpıyor.
Ayrıca, bölgedeki başka aktörlerin de duruma müdahil olması muhtemeldir. SDG'nin, uluslararası destek alma çabaları, hükümetin tavrı üzerinde keskin bir etkide bulunabilir. İç savaşın yarattığı karmaşık iktidar mekanizması ve uluslararası güçlerin bu mekanizmadaki rolleri, Suriye’de sürdürülebilir bir çözüm arayanlar için önemli bir başlık olmaya devam ediyor.
Şuan için ateşkese rağmen, bölgedeki insani durum oldukça kötüleşmiş durumda. Milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekiyor. Asıl endişe verici nokta ise, çatışma çıktığında etkisinin daha da artacak olması. Ekonomik sıkıntılar, açlık ve hastalık gibi faktörler, insanları her geçen gün daha tehlikeli bir duruma itiyor. Tarafların mutabakatın sürekliliği konusundaki tutumları, insani yardımların ulaştırılabilirliğini belirleyecek.
Ateşkesin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için sadece tarafların arasında bir mutabakatın bulunması yeterli değil; aynı zamanda uluslararası toplumun da devreye girmesi ve çatışmaların daha fazla alevlenmesini engellemek için aktif rol alması gerekiyor. Gelişmiş ülkelerin, bölgede barışı tesis etmek için yapacağı diplomatik hamleler ve yardımlar, ateşkesin devamlılığını sağlamak için kritik bir öneme sahip.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Şam’ın SDG’ye verdiği sürenin dolmasıyla birlikte, olası gelişmelerin hem bölge hem de dünya için önemli sonuçlar doğurabileceği aşikar. Tarihin ne getireceği ise, ilerleyen saatlerde netlik kazanacak.